MEVLÂNÂ ANMA TÖRENLERİ (1946-1960)
DOÇ. DR. MUSTAFA ÖZCAN
Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Mevlânâ törenlerinin yarım yüzyıldan fazla geçmişi vardır. Başlangıçtan itibaren bu törenlere ilgi gösterilmiş ve bu ilgi giderek çoğalmış ve yaygınlaşmıştır. Bu törenler sadece şehir ve yurt içinden Mevlânâ’yı sevenlere hitap etmemiş, yurt dışından yüzlerce insanı kendine çekmiştir. Biz bu yazımızda Mevlânâ ihtifallerinin başlangıcından 1960 yılına (1960 dahil) kadar ki gelişmelerini anlatacağız. Böylece ihtifallerin 8 az bilinen geçmişi hakkında bilgi vermiş ve kamuoyunu aydınlatmış olacağız.
Basında, 1946 yılından itibaren Mevlânâ ve Mevlânâ müzesi ile ilgili yazılar çoğalır. Hatta bu yazıların bir kısmı uyarı kabilindendir:
“... Mevlânâ’nın medfun bulunduğu Âsâr-ı Atika Müzesini gezmeye gidenler, içeriye girerken müşkil duruma düşüyorlar. Ayakkabılarını çıkarsalar, akrep sokması tehlikesi var, çıkarmasalar, hem saygısızlık, hem de nezaketsizlik.. Gerek manen ve gerekse maddeten çok yüksek değeri olan bu müesseseye çamurlu ve tozlu ayakkabılarımızla girmek, sağlık bakımından da doğru değildir. Güneş yüzü görmeyen bu yerde tozların tahribatı büyük olur.
Temizlik işlerinin elektrikli süpürgelerle yapılması ve geziciler için İstanbul camilerinde olduğu gibi beş on terlik bulundurulması güç bir şey olmasa gerek, yol halısı temini de olabilir.” 1
1946 yılında Müze ile ilgili şöyle yazılara da rastlanılır:
“ Bakanlar Kurulunun 2 Eylül 1926 tarihli kararnamesiyle kapatılan dergâh, 2 Mart 1927 tarihinde Âsâr-ı Atika Müzesi olarak açıldı. Bu müzenin bulunduğu yer, Alâeddin Selçukî’nin gül bahçesi imiş. Buraya Mevlânâ’nın pederi Sultanü’l-ulema namını taşıyan Mehmet Veled’e hediye etmiş, 18 Rebiülâhir 628 hicrî senesinde vefat ettiği zaman bahçenin havuzu mevkiine defn olunmuş, bilâhare yani Mevlânâ’nın vefatından sonra Selçuk hanedanı, Karaman oğulları ümerası tarafından üzerine bir kubbe yaptırılmış sonra Osmanlı sultanları tarafından muhafaza edilmiştir.
Cumhuriyet Hükümeti, Eski Eserler Müzesi haline koymuştur. Umumun görmesine her gün açık bulunmaktadır. Mevlânâ ve oğlu Yeşil Kubbe’nin altında medfundur. Müzenin çok zengin bir kütüphanesi vardır.”2
Türbenin içi hakkında da şu bilgiler verilmiştir:
“ Müzeye ceviz ağacından yapılmış nakışlı dış kapıdan küçük bir odaya girilir. Burada büyük camekânlar içinde el yazması ve altın yaldızla tezhip edilmiş kitaplar vardır. Buradan gümüş kapıdan içeriye girilince loş bir meydan vardır. Meydanın sağ tarafında merkadlar vardır. İşte bu merkadların devamında yeşil kubbenin altında (kubbe-i hardâ) görülür. Tam bu merkadın üzeri yeşildir.
Yeşil kubbe, Selçuk vezirlerinden Muinüddin Süleyman Pervane ve karısı Gürcü Hatun tarafından 676 H., 1277 M. tarihinde yaptırılmıştır. Kubbenin dışı on altı dilim üzerinde yeşil çinilerle donatılmıştır.
Etrafında ‘Ayetülkürsi’ yazılıdır. Mimarı Alemüddin Kayser’dir. Küçük kubbelerle istilâktik kubbe ve medhal, Mimar Hayreddin’in eseridir.” 3
Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi Mevlânâ’yı anma töreni öncesinde, bir hazırlık yapılmış ve kamuoyu bilgilendirilmiştir. Konya’da biz ilk ihtifalin 1946 yılında yapıldığını görüyoruz. Bu konuda öncülük görevini Halkevi üstlenmiştir. Mevlânâ’nın ölümünün 673’üncü yıldönümüne rastlayan 17 Aralık 1946 Salı günü saat 11:00’de Halkevi’nde toplanılmış ve Mevlânâ’nın türbesine gidilmiştir. Saat 17:30’da ise Halkevi Sineması’nda Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk, “Mevlânâ’nın Hayat ve Eserleri” hakkında bir konuşma yapmıştır. Yine Mevlânâ’nın muhtelif ressamlar tarafından yapılmış portrelerinin projeksiyonla gösterileceği ve bu toplantıya herkesin gelebileceği duyurulmuştur. 4
Tören, gerçekten büyük bir ilgi çekmiştir. 17 Aralık 1946 günü saat 11:00’de Halkevi’nde toplanan mülkî, askerî erkân ile müftülük mensupları toplu bir halde Mevlânâ’nın ebedî istirahatgâhını ziyaret etmişler ve bu büyük Türk’ün manevî huzurunda saygı duruşunda bulunmuşlardır. Yine aynı gün Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk’un konuşması da dinleyiciler üzerinde çok büyük ve olumlu bir tesir bırakmıştır. Feridun Nafiz Uzluk, Mevlânâ için yapılacak tören maksadıyla Konya’ya gelmiş ve ertesi günü yani 18 Aralık 1946 Perşembe günü Ankara’ya dönmüştür.5
1946 yılı töreniyle ilgili değerlendirmeler son derece olumludur. Bilhassa Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk’un dâhi şair Mevlânâ hakkında vakıfâne ve ilmî konuşması çok beğenilmiştir. Sahnede Mevlânâ’nın bütün bir portresi yer almıştır. Epeyce kalabalık ve çoğu aydın olan izleyiciler, neyin derunî ve ilâhî sesinden sonra bu değerli hemşehrilerinin konuşmasını zevkle ve geniş bir ilgi, büyük bir dikkatle dinlemişlerdir. Profesör zaman zaman takdirle alkışlanmış, böylelikle Mevlânâ’yı “iyi anladığı ve anlattığı tasdik edilmiştir.” Ne yazık ki projeksiyon temin edilemediği için, Mevlânâ’ya ait başka resimler gösterilememiş ve özür dilenmiştir. Törenle ilgili bundan sonraki gelişmeleri basından izleyelim:
“… Mevlânâ, asırlardan sonra, bağrında yattığı Konya’da ilk defa sosyal ve ilmî hüviyetli bir toplantı ile anılmaktadır. Bu, küçük de olsa, manası çok büyük ve şükrana lâyık bir anış ve duyuş hâdisesidir.
Türk radyosu ve aynı gece ondan bahsetmekle kadirbilirlik göstermiş, farz olan ödevini yerine getirmiştir. Halkevimizin Mevlânâ’yı böyle bir toplantı ve vukuflu bir konuşma ile anışını ise yerinde bulur ve överiz. Çünkü ‘büyük bir âlem’ olan Mevlânâ’nın en koyu ve belirgin bir vasfı da, şahikalaşan manevî kıymet ve azametine rağmen ‘halkçılığı’, tevazuu idi. O, asırlarca önce düşünce duyuşlarıyla bütün bir arzı ve insanlığı kucaklıyordu ve ‘Türklüğünü’ söylüyordu.
Aziz Profesörün söylediği gibi Divan-ı Kebir’ini bastırmak şerefi, Konya’ya ve Konya zenginlerine nasip olmalıdır. Garplılar, Mevlânâ’yı bizden çok evvel anlamışlar, eserlerini dillerine çevirmişler, hakkında eserler yazmışlardır.” 6
Hemen belirtelim ki bu konuşmaların yapıldığı sırada Halkevi’nin başında Feridun Nafiz Uzluk’un mimar kardeşi Şahabettin Uzluk bulunuyordu. Bu da çok anlamlı bir tesadüftür ve Mevlânâ’yı anma töreninden sonra her ikisine birden teşekkür edilir.
Böcüoğlu müstear adıyla yazan Sabit Günbay, Müze ile ilgili dilek, şikâyet ve istekleri şöyle dile getirmiştir:
“Âsâr-ı Atika Müzesi – Mevlânâ Türbesi, Cuma günleri kapalıdır. Cuma namazı kılmak için Müze önündeki Sultan Selim Camiine gidenler, Müzeyi de görmeği diliyorlar. Acaba tatil gününün başka bir güne alınması hem halkın arzusunun yerine getirilmesi ve hem de varidat bakımından faydalı olur kanaatindeyim.” 7
1947 yılında ise ne yazık ki Konya’da tören yapılmaz. Mevlânâ’yı anmak ve anlatmak bu kez Ankara Üniversitesi Dil,Tarih ve Coğrafya Fakültesine düşer. Ama 1948 yılı için böyle diyemeyiz. 1948 yılı Mevlânâ törenlerine ilişkin haberler tören tarihi yaklaştıkça, basında yer almaya başlar. Sözgelişi büyük insan Mevlânâ Hazretlerinin ölüm yıldönümü vesilesiyle Halkevi’nde bir tören düzenleneceği ve bu törenin ne kadar önemi olduğu bildirilir. Ayrıca Mevlânâ âşığı, Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk’un da törende bulunacağı haber verilir. 8
Gerçekten de 1948 yılında büyük Türk şairi ve mütefekkiri Mevlânâ’nın 675’inci ölüm yıldönümü vesilesiyle 17 Aralık Cuma günü saat 19:30’da Halkevi’nde çok özel bir anma töreni yapılır. Hazırlanan programa göre Müze Müdürü Zeki Oral, “Mevlânâ’nın Hayatı ve Eserleri”, Belediye Başkanı Muhlis Koner, “Mevlânâ’nın Tasavvufu ve Felsefe İle Tasavvuf Arasındaki Fark” konularında konuşacaklardır. Ayrıca M. Nedim Güntel, Necati Elgin ve Fakir Usman da seçme şiirler okuyacaklardır. 9
Belediye Başkanı Muhlis Koner, törende yaptığı konuşmasında umumî olarak tasavvuf ve Mevlânâ’nın tasavvufu üzerinde durmuş, tasavvufla ilim arasındaki farkı ortaya koymuş ve gerçek tasavvufun ahlâka, topluma hizmetini belirtmiş, bu arada Mesnevî’den bazı hikâyeleri şerh etmiştir. Büyük eserlerini Konya’da veren ve aziz ruhunu Konya’da teslim eden Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin tarihî bir kıymet ve üstün bir değer olduğu, Konyalıların da bu uluslar arası dâhi insanı unutmadığı vurgulanmıştır.10
Öte yandan Konya’da bu sıralarda Mevlânâ’yı Sevenler Derneği kurulur. Bu konuda öncülük, Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk’tan gelir. Onun teşebbüs ve teşvikleriyle şehirde böyle bir dernek faaliyete geçmiş olur. Derneğin amacı, Mevlânâ’yı tanıtmak ve bankaya yatırılan paralarla Mevlânâ’nın kıymetli eserlerini birer birer neşrettirmektir. Bankada beş lirası bulunan her Konyalı ileride neşredilecek bu değerli eserlerden birer tane elde edebilecektir. Ayrıca bankada birikmiş bu paralarla gelecekte açılacak olan Konya Selçuk Üniversitesine eleman yetiştirilmesine çalışılacaktır.
1949 yılında bu kez Mevlânâ’nın 676’ıncı ölüm yıldönümüdür.17 Aralık 1949 Cumartesi günü Mevlânâ’yı anma programı gereğince saat 20:00’de toplanılır ve büyük Türk mütefekkiri Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî anılır. Herkesin serbestçe girebildiği bu törende şu program uygulanmıştır:
1-Halkevi Başkanı tarafından açış.
2-Mevlânâ’nın hayatı (Öğretmen Necati Elgin)
3-Mevlânâ’nın tasavvufu, tasavvuf ahlâkı, Mesnevî’den seçme hikâyeler ve bunların teşrihi (Belediye Başkanı M. Muhlis Koner)
4-Şiirler
5-Neyle bir hatırlatma ve naat. 11
Mevlânâ törenleri ertesi yıl da aynı heves ve heyecanla gerçekleştirilmiştir. 16 Aralık 1950 tarihli Yeni Konya gazetesinde, Mevlânâ’nın ölüm yıldönümünün programı yer almıştır. 17 Aralık 1950 Pazar günü Mevlânâ’yı anmak için toplananlar şu programla karşılaşmışlardır:
1-Açılış
2-Hayat ve şahsiyeti, naat, taksim, peşrev, saz semaisi
3-Felsefesi
4-Müziği hakkında konuşmalar, ney taksimleri
Törenler akşam Şahin Sineması’nda yapılmıştır.12 Törenlere giriş kartları ile girilir. Söz konusu törenler için giriş kartları Belediye Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından dağıtılmıştır.13
1950 yılının 14 Mayıs’ından itibaren Türkiye’de iktidar değişmiştir. Yeni iktidar Mevlânâ törenlerine büyük değer vermeye başlamıştır. Bunun bir göstergesi olarak da 17 Aralık Pazar günü yapılacak olan Mevlânâ’yı anma töreninde bulunmak üzere İçişleri Bakanı Rüknettin Nasuhioğlu, beraberlerinde Konya Milletvekili Ömer Rıza Doğrul olduğu halde, 16 Aralık 1950 Cumartesi günü Konya’ya gelmiştir. Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin de bir gün sonra Konya’da olacağı haber alınmıştır.14
Tören gerçekten muhteşem olmuştur. Halk, Şahin Sineması salonunu doldurmuş, içeri giremeyenler ise tören konuşmalarını sokak ortasından dinlemek zorunda kalmıştır. Toplantı yüce Mevlânâ’nın büyük şahsiyet ve şöhretine uygun bir şekilde yapılmıştır. Toplantıda gerek söz ve gerekse musiki ile Mevlevilik canlandırılmıştır. 15
Hazret-i Mevlânâ’nın ölüm yıl dönümü münasebetiyle Konya Eski Eserler Müzesi de olan Mevlânâ Türbesini 1032 kişi ziyaret etmiştir. Ziyaretçilerin adedi bir gün sonra bir hayli artmıştır.16
Türk Milliyetçi Derneği Konya Şubesi, 1951 yılında Hazret-i Mevlânâ’nın 678. Ölüm Yıldönümü münasebetiyle bir anma töreni düzenlemeyi kararlaştırmıştır. Büyük önem verilen ve titizlikle hazırlanan bu tören için bir hayli davetiye bastırılmıştır. Bu davetiyelerle törene katılmak mümkün olmaktadır. Davetiyesiz kimsenin sinema salonuna alınmayacağı bildirilmiştir. Davetiyeler parasızdır. Davetiyeleri temin etmek için tören günü sabahtan itibaren Türk Milliyetçiler Derneği Konya Şubesi’ne baş vurmak gerekmektedir.
Hemen belirtelim ki 17 Aralık 1951 Pazartesi günü için geniş bir program hazırlanmıştır. Ankara’dan Pakistan Büyükelçisi, Millî Eğitim Bakanı, Prof. Dr. Nafiz Uzluk, Ömer Rıza Doğrul ve diğer milletvekilleri törene davet edilmişlerdir. 17 Aralık 1951’deki törenlerde M. Muhlis Koner, Dr. Hulki Âmil Keymen gibi değerli şahsiyetler konuşma yapacaklar ve Mevlânâ’nın şahsiyetini, eserlerinin değerini belirteceklerdir. Mesnevi’den şiirler okunacak, naatlar dinlenecektir. Böylece Mevlevî musikisi, raks ve sema ile tören zenginleştirilmiş olacaktır. Ayrıca 18 Aralık 1951 günü Selime camiinde yatsı namazını müteakip tanınmış 9 hafız tarafından Hazret-i Mevlânâ’nın ruhuna mevlit okutulacaktır. Türk Milliyetçiler Derneği’nin bu teşebbüsü şehirde memnuniyetle karşılanmıştır.17
Türk Milliyetçiler Derneği Konya Şubesi’nin düzenlediği bu toplantı, saat 20:00 ‘de, Halk Sineması’nda başlamış ve binden fazla insanın huzurunda yüce Mevlânâ anılmış, onun büyüklüğü bir kere daha anlatılmıştır. Bu toplantıya Pakistan Maslahatgüzarı bir telgraf göndermiştir. Bu telgraf okunduktan sonra açılıştaki zevatın arasında Pakistan elçiliği basın ateşesi Yakup Dadaşı ile elçilik özel kâtibi Nuru’l-İslâm Zübeyri de bulunmuştur. Ateşe Yakup Dadaşi, Türkçe bir konuşma yapmış ve Mevlânâ hakkında samimi duygularını dile getirmiştir. Misafir basın ateşesi Hazret-i Mevlânâ’nın ruhu için Sultan Selim Camii’nde okunan mevlidi de dinlemiştir. Mevlit çok güzel okunmuş, camii hınca hınç dolmuştur. Camide cemaatin huşu ile dinlediği mevlitte, Konyalı meşhur mevlithan Tahir Karagöz’den başka diğer güzel sesli hafızlar da yer almıştır. Ateşe, Konyalılara ve basın mensuplarına, kendilerine gösterilen yakın ilgiden dolayı teşekkür etmiş ve fırsat buldukça Konya’ya Mevlânâ’yı ziyarete geleceğini bildirmiştir.18
1952 yılında Mevlânâ törenlerine daha bir önem verilir. Bu maksatla Konya ve çevresinin önemini, turistik değerini belirlemek için bir kongre düzenlenir. Kongre, 9 Haziran 1952 Pazartesi günü saat 16:00’da Konya ve Çevresi Turizm Kongresi adıyla gerçekleştirilir. Kongreye altmıştan fazla delege katılmış, çoğu tanınmış kimseler olan kongre üyeleri arasında Akşehir ve Ereğli ilçelerinin Belediye Başkanları da yer almıştır. Saat 16:30 sularında Vali Kemal Hadımlı da kongreye gelmiştir. Belediye Başkanı Rüştü Özal’ın kısa bir konuşmasını müteakip Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü Turizm Şubesi Müdürü Selâhattin Çoruh bir konuşma yapar. Selâhattin Çoruh bu konuşmasında turizmin önemini, bu davanın bizde de müspet bir yola girdiğini anlatır ve turizm sanayinin bir memlekete ne kadar gelir temin edebileceğini çeşitli örnekler ve rakamlarla açıklar. Daha sonra kongrede, bir danışma heyeti kurulması veya bir dernek teşkili konusunda hararetli tartışmalar yaşanır. Vali Kemal Hadımlı bir dernek kurulması fikrini destekler ve eğer bir dernek kurulursa her bakımdan ve her yerden büyük yardımlar görebileceğini söyler. Neticede bir turizm derneğinin kurulması fikri kabul görür. Turizm derneğini kuracak müteşebbis heyet seçilir. Bu heyette Şadan Dinçer, Tevfik Ceylanî, M. Yavuz Süslü, Abdurrahman Örge, Celâleddin Kişmir, Sofu Tuğrul, Mehmet Önder, Fethi Ferit Uğur gibi önemli şahsiyetler görev almıştır. Bundan sonra her delege turizm konusunda gerçekleştirilmesini arzu ettikleri dilekleri söylemiş ve bilhassa Mevlânâ’nın ölüm yıldönümü töreninin cihanşümul bir mahiyet alması gerektiğini belirtmiştir. Bunun için de başta Hulki Âmil Keymen olmak üzere bir komite seçilmiştir. Kongre saat 19:00’da sona ermiştir. 19
Turizm Kongresi’nde karar altına alınmış olan Konya Turizm Derneğini kurmak üzere seçilen müteşebbis heyet, ilk toplantısını 14 Haziran 1952 Cumartesi günü yapmıştır. Müteşebbis heyet, o gün dernek ve turizm üzerinde görüşmelerde bulunmuştur. 20
Turizm heyeti çalışmaları yapadursun, üniversite öğrencileri daha atik davranmışlar Hazret-i Mevlânâ için bir mevlit okutmayı düşünmüşlerdir. Ankara’daki Konya Yüksek Tahsil Gençlerini Okutma Derneği, büyük mutasavvıf Mevlânâ Celâleddin Rûmî Hazretlerinin ruhuna, 29 Haziran 1952 Pazar günü öğle namazını müteakip Konya Sultan Selim Camii’nde mevlit okutmayı kararlaştırır. Bu mevlide Türkiye’nin tanınmış mevlithanlarından üstat Sadettin Kaynak, Abdurrahman Hendekli ve Ankara radyosunun değerli sanatkârlarından Sadi Hoşses ile Hafız Yeral’in katılacakları bildirilmiştir. Mevlidin Konya’daki organize işlerini genç diş doktorlarımızdan Nuri Yılmazgil üstlenmiştir. Gençlerin bu hareketi şehirde takdirle karşılanmıştır. 21
Ankara’daki Konyalı üniversite öğrencilerini okutmak üzere kurulan dernek, Mevlânâ’nın ruhu için okutmak istediği mevlide devrin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan’ı da davet etmiştir.22 Devrin bu ünlü simaları elbette mevlide gelememişlerdir. Ama bu törenler için çağrılan Sadettin Kaynak’ın da geleceği bir türlü belli olmamıştır. Öbür hafızlar ise mevlit günü şehirde bulunmuşlardır. Mevlit, hoparlörlerle meydanlara iletilmiştir. 23
Öte yandan Hazret-i Mevlânâ’nın büyüklüğüyle mütenasip bir tören hazırlamak amacıyla kurulan komisyon üçüncü toplantısını yapmış ve bazı kararlar almıştır. Bu kararlar arasında Mevlânâ’yı tanıtmak, eserleri ve felsefesi hakkında bilgi vermek amacıyla ayda bir defa seri konferanslar vermek ve yıldönümü için bir de kitap hazırlamak gibi hususlar vardır. Konferanslardan ilki 3 Ağustos 1952 Pazar günü saat 17:30’da Belediye Halk Sineması’nda verilir. Konferansı Yüksek Mühendis Şahabettin Uzluk bir konuşma ile açar, müteakiben Mehmet Önder, Mevlânâ’nın hayat ve eserleri hakkında toplu bir bilgi sunar, daha sonra da Muhlis Koner, Mevlânâ’nın felsefesi üzerinde durur.24 Kalabalık bir dinleyici kitlesinin izlediği konferans geç vakte kadar sürmüştür. 25
3 Temmuz 1952 Perşembe günü Mevlânâ’nın ölüm yıldönümünde gerçekleştirilecek olan törenlerin hazırlıklarını yürüten komite, ilk toplantısını Belediye’de yapmış, ihzarî mahiyette olan bu toplantıda yürünecek yol haritası ortaya konulmuş, anma gününün bütün dünyaya en iyi bir biçimde duyurulması lüzumundan bahsedilmiştir. İkinci toplantının da on gün içinde yapılması kararlaştırılmıştır. Gerçekten de komite, 11 Temmuz 1952 Cuma günü ikinci kez bir araya gelmiş ve çalışmaları gözden geçirmiştir. 26
1952 yılının anma töreni için mekân olarak Belediye Halk Sineması seçilir. Saat 20:00’deki törenin programı aşağıdaki gibidir:
1-Açış, 2- Ney (Naat, taksim), 3-Mevlânâ’nın Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri 4- Mevlânâ’nın Doğduğu ve Yaşadığı Şehir, 5- İki Şiir, 6- Ney (taksim ve âyin),7- Mevlânâ’nın Tasavvufu ve Mesnevîsi, 8- Ney, 9- Kapanış. 27
Gerçekten de bu program kusursuz bir şekilde uygulanmıştır. Mevlânâ’nın 678. Ölüm Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu programa uyulmuş ve binlerce Konyalı ile başta Ankara ve Afyon gibi civar illerden gelen yüzlerce Mevlânâ muhibbinin katılımıyla tören gayet parlak bir şekle bürünmüştür.
Program gereğince açış ve Ankara’dan gelen ney heyetinin naati ile başlayan tören, Mehmet Önder’le Muhlis Koner’in konuşmalarının ardından tekrar Mevlevî müziği ile sürmüştür.28Göz doktoru Hulki Âmil Keymen de güzel ve veciz bir konuşma yapmıştır. Halil Can, Selâmi Bertuğ ve arkadaşlarından oluşan ney ve ayin grubu, taksim ve naat-ı Mevlânâ’yı çalmış ve okumuşlardır. Fakir Usman da Bıçakçızâde’nin şiirini okumuştur. Arif Bilge ise “Mevlânâ’nın Doğduğu Şehir” başlıklı konuşmasını yapmış, onu tekrar müzik izlemiştir. Muhlis Koner’in konuşması da çok beğenilmiş ve tören müzikle sona ermiştir. 29
Aynı yıl, Mevlânâ hakkında üç dilde bir eser yayınlanmıştır. Celâleddin Kişmir ve Mehmet Önder tarafından 4 renkli bir kapak, bol resim ve temiz bir baskı ile hazırlanan Mevlânâ adlı Türkçe- İngilizce- Fransızca dillerinde yazılmış olan bu kitap, 18 Aralık 1952 Perşembe gününden itibaren satışa arz edilmiş ve büyük bir rağbet görmüştür. Az miktarda basılan bu kitabı, kimi hemşehriler ciltletmiş, kimileri de vitrinlerinde sergilemiştir. Kitabın resimlerini ressam Ziya Ünal, İngilizce’sini İbrahim Özgentaş, Fransızca’sını Mete Kargalık hazırlamıştır. 30
1952 yılı törenleriyle ilgili eleştiriler eksik değildir. Bu eleştirilerin en önemlilerinden biri, gazeteci Sofu Tuğrul’dan gelir. Aslında o eleştirilerini o günün insanlarında ve yetkililerindeki hâkim anlayışa yöneltmiş ve Mevlânâ törenlerini bir türlü dünya çapında bir programla kutlayamayışımız noktasında toplamıştır. Sofu Tuğrul şöyle demiştir:
“ … Her sene; ama muntazaman her sene, 17 Aralık geçtikten sonra bir gürültü, bir patırtı kopar: Bu sene, ‘ Mevlânâ, büyüklüğüne lâyık bir şekilde kutlanamadı; gelecek sene bu tören dünya çapında olsun, her yerden Konya’ya binlerce kişi gelsin, şöyle olsun, böyle olsun!’
Fakat günler, haftalar, aylar birer birer erir; kânunlara merdiven dayarız; hepimizi bir telâştır alır; koşarız; çabalarız, kıvranırız ve mutat üzere her sene olduğu gibi, Mevlânâ , değil dünya çapında, Konya ölçüsünde bile olamadan anılır geçer gider.
Gerçi bu himmeti küçümsememek lâzımdır. Zira daha evvelleri hatırlarsak bu bile yoktu. Ama, bu olmayış, şimdiki anmaların kâfi olduğuna bir sebep teşkil edemez.
Bu sene de böyle oldu. Her biri ayrı ayrı hürmete lâyık ve Mevlânâ muhibbi olan münevverlerden bir komisyon teşekkül etti. Sene içinde 3- 4 kere ancak toplanabilen komisyon çaresizlik ve bilhassa maddî imkânsızlık içinde kıvrandı durdu. Nihayet, diğer sütunlarda göreceğimiz programı ile çalışmalarının rezümesini verdi.
Takdir edileceği gibi bu asla kâfi değildir. Ve yine, sadece muhiplerden mürekkep bir komisyonun da bu büyük meselenin altından kalkmağa kudreti müsait değildir. Filân veya falân makamı kastederek söylemiyoruz; hangi makam olursa olsun böyle hayırlı ve büyük bir teşebbüse yardım etmeli, halkımız da bu çalışmaları bilhassa madde bakımından desteklemelidir. Bu, ancak böyle olursa, cihanşümul bir harekete geçilebilir, değilse, her senekinden bir hatve dahi ileri gidilemez”. 31
1953 yılı Mevlânâ törenlerinin geçmiş yıllardakinden farklı olması için uğraşılır. Bunun için Turizm Cemiyetine bağlı bir komisyon kurulur. Bu komisyonun Mevlânâ’nın ölüm gününe hazırlanmak üzere çalışması istenilir. İlk toplantısını 17 Kasım 1953 Salı günü yapar ve bazı kararlar alır. Toplantıda ilk olarak 1953 yılı ihtifalinin daha önceki yıllara göre daha geniş tutulması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Ankara ve İstanbul ve diğer illerimizle temas edilerek farklı bir Mevlevî ayini yapmak imkânının araştırılması karara bağlanmıştır. Ayin başarılı olursa filme çekilecek, eser gelecek nesillere belge diye bırakılacaktır. Ne var ki bu konuda hükümetin iznine, teşvik ve ilgisine ihtiyaç vardır.
Diğer yandan ihtifalin Konya’da iyi bir şekilde gerçekleştirilmesi için hemen hazırlıklara girişilir. Kararlaştırılan anma töreni Belediye Sineması’nda yapılacak ve iki gündüz bir gece olmak üzere 3 defa tekrarlanacaktır. Bu münasebetle Mevlânâ ile ilgisi olan bazı zevat çağırılacak ve kendilerinden kısa birer konuşma yapmaları istenecektir. 17 Aralık 1953 tarihine yetiştirilmek üzere Mevlânâ adlı bir broşür çıkarılması düşünülür. Mevlânâ ihtifaline Ankara’dan ve İstanbul’dan bazı hemşehri ve milletvekillerinden yardım talep edilmiştir. Bu amaçla 2. bir komisyon kurulmuş ve bu komisyonun başkanlığına Dr. Hulki Âmil Keymen getirilmiştir. Komisyon bir hafta sonra tekrar toplanacak ve çalışmaları gözden geçirecektir. 32
Hemen belirtelim ki Erkek Sanat Enstitüsü de Mevlânâ törenlerine yetiştirilmek üzere Mevlânâ türbesinin rölyefini hazırlamaya karar vermiştir. Rölyef, ressam Hasan İpeklioğlu tarafından yapılacaktır.33 Hazret-i Mevlânâ’nın 680. Ölüm Yıldönümü’ne yetiştirilmek üzere hazırlanan kitap için ülkemizin tanınmış insanlarıyla, şehrin kalem erbabından yazılar istenilmesi ve bu yazıların Belediye Başkanlığına gönderilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca Mevlânâ Komisyonu yapmış olduğu toplantıda yeni bazı kararlar almış ve Mevlevî ayininin tahakkuku için Ankara, İstanbul ve Afyon’daki hemşehrilerden yararlanmayı düşünmüştür. Bu arada ihtifalin bütün yurda duyurulmasına çalışılacağı belirtilmiştir. 34 Mevlânâ törenlerinin bir önceki yıla göre daha geniş bir surette ele alınmasını arzu eden komisyon, ilgili makamların fikirlerine baş vurmuş, gerekli ihtiyaç ve elemanların teminine çalışmıştır. Bunlar tamamlandıktan sonra izin meselesini halletmek istemiştir. 35
680. Mevlânâ İhtifali hazırlıkları tamamlanmış ve ihtifal iki gün ve üç kısım olarak düzenlenmiştir. Programa göre törenler, 16 Aralık 1953 Çarşamba günü saat 14:00’te Belediye Sineması’nda öğretmen ve öğrencilere, aynı günün akşamı saat 19:30’da davetiyesiz olarak halka, 17 Aralık 1953 Perşembe günü akşamı saat 19:30’da Belediye Sineması’nda davetlilere açık olacaktır.
İhtifali tertip eden heyetin davetlisi olarak Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Nevzad Ayasbeyoğlu, M. Nuri Gençosman, Abdülbaki Gölpınarlı’nın Konya’ya geleceği haber verilmiştir. Bu kişilerden başka Hulki Âmil Keymen ile M.Muhlis Koner de birer konuşma yapacaktır.36 Sadi Hoşses, 30 kişilik Üniversite Korosu ile törenlere katılmıştır. Ayrıca ilk kez bu yıl, bu çapta bir ayin gerçekleştirilmiştir. O gün müstesna bir gün olmuştur. Abdülbaki Gölpınarlı, Konya’ya gelirken, kardeşi Şefik Kolaylı’dan aldığı Neyzen Tevfik’in o meşhur “ney”ini de beraberinde getirmiş ve Mevlânâ Müzesi’nde teşhir edilmek üzere yetkililere vermiştir. 37
680. Mevlânâ İhtifali, o zamana kadar görülmemiş bir mükemmeliyette geçer. O geceye ait izlenimler şöyle anlatılmıştır:
“ İhtifal 20 de başlayacak. Saat 19:30 da Belediye sineması hınca hınç dolmuş vaziyette. İğne atsanız yere düşmeyecek. Bu kadar davetli yalnız Konyalı değil, Ankara’dan, Afyon’dan, Niğde’den gelen yüzlerce Mevlânâ muhibbi yılda bir defa gelen bu büyük günü duymak, yaşamak için Konya’ya koşup gelmişler.
Saat 20:00. Hafif bir ney demi salonda inledi. O zamana kadar gürültülü olan salon birden derin bir sessizliğe gömüldü. Ney sesi o kadar hafif ve o kadar içten ki, salondakiler en ufak bir ses çıkarmaktan ürküyor, çekiniyorlar. Bu arada, program takdim ediliyor. Sonra Mevlânâ torunlarından Dr. Hulki Âmil Keymen ilk konuşmayı yapıyor. Mevlânâ için ne söylenebilir? Bizler onun için ne diyebilirsek, onun büyüklüğü karşısında ne söylememiz mümkünse Hulki Âmil de ancak onları söyledi. Perde açıldı. Mutrip heyetinin neyleri ilke Hafız Hayri, Naat-ı Şerif’i okumaya başladı. Bu anda salon tek vücut halinde Itrî’nin bu muazzam eseriyle doldu, kalbin çarpıntısında, nefes alışlarında bu lâhutî nağmeyi duyduk
Naat-ı Mevlânâ’dan sonra yine Itrî’nin rast ayin-i şerifini dinledik. Rast makamının bütün azamet ve tantanasını nefsinde toplayan bu nağmede, Mevlânâ’nın büyüklüğünü ve ulviyetini bir kere daha görür gibi olduk.
Şimdi gençleri dinliyoruz. Ankara radyosunun kıymetli sanatkârı Sadi Hoşses, üniversite gençliğini bu inanmış topluluğunu 15-20 günde hazırlamış. Sanki yıllardır bu mevzuda çalışmışlar zannedersiniz. Yine neylerin ve kudümün ritmine uyularak koro halinlde ve 32 gencin söylediği Ferahfeza birinci selâm bütün salonu oradan alıp, ulvî bir âlemin ufuklarına götürüverdi.
Mevlânâ muhiplerinden Nuri Gençosman’dan Mevlânâ’nın kâinat nizamı telâkkisini dinledik. Arkasından yine müzik. Bu sefer Eczacı Kimyager Nazmi Bey idaresinde mutrib heyeti bizlere Bayatî pişrev ve Bayatî ayin birinci selâmı dinletti.
Şimdi sıra Profesör Ali Nihad Tarlan’da.. Üstadın söylediklerinin hani birini not
etmeli. Zaten böyle bir şeye teşebbüs etseniz de muvaffak olamazsınız.. Bir an için o sihirli sözlerin âhengine kendinizi kaptırmayı görün. Not almak, - acaba ne söylüyor diye- imkânı elinizden gitti demektir. Prof. Ali Nihad Tarlan, Mevlânâ için konuştu. Fakat söyleyen de söylenen de ne kadar büyük ve beliğ olursa olsun onun yanında bir nokta mesabesinde bile değildir.
Şadi Hoşses korosundan üçüncü selâmı dinliyorsunuz. Arkasından Abdülbaki Gölpınarlı konuşuyor. Üstat o kadar dolu ve o kadar kendinden geçmiş ki, orada kendisi değil, Mevlânâ’dan bir ses fısıldıyor gibi. Ne alkış, ne teşyi üstadın umurunda değil. Gölpınarlı orada her şeyi Mevlânâ için ve her sözü Mevlânâ’ya ait olarak kabul ediyor. Kendisi için hâşâ… Mevlânâ orada iken Gölpınarlı’ya söz düşer mi? Ve nihayet şöyle bitiriyor: ‘ Mevlânâ için söz uzadıkça uzar, uzadıkça uzar. Bunun sonu yoktur. Ne kadar söylesem azdır ve bununla da biter mi zannediyorsunuz, bitmez Vallahi!.’
Şimdi Hayri Tümer’den Sabâ taksimini ve sabâ buselik âyinini dinledik. Muhlis Koner hocamız hasta imiş maalesef gelemedi.
Tören, burada bitiyor… Salon dağılıyor… Kime sorsanız kalbinde Mevlânâ’dan bir ses ve ruhunda Mevlânâ’dan bir parça ile oradan ayrıldığını size söyleyecektir.” 38
1953 yılı törenleri, şehirde apayrı bir hava esmesine sebep olmuştur. 17 Aralık gecesi gelip çattığında, o geceyi sahne arkasından izleyen ve mutrib heyetinin, üniversite korosunun, misafir hatiplerin arasında bulunan Celâl Kişmir şöyle tasvir etmektedir:
“Perde arkasından salonun, balkonun, locaların dolduğu yetmezmiş gibi ayakta kalan halk da bir o kadardı, onları gördükçe üzülüyordum. Benimle beraber tertip komitesi de üzülüyordu. Nereden, nasıl gelmişti bu kadar halk? Davetiyeler topu topu yedi yüz karadı… Böyle gecelerde darılan, gücenen, dışarıda kalan daha çok olur elbet. Fakat eldeki imkânlarla ancak bu kadarı yapılabilirdi. Kusurlar vardıysa affedenler de bulunacaktı elbet.” 39
1954 yılında Mevlânâ’yı anma törenleri 16 Aralık 1954 Perşembe günü başlar. 681. Ölüm Yıldönümü münasebetiyle büyük bir tören düzenlenir. Ancak törenin sınırlı sayıda kişilerce seyredileceğini düşünen tertip komitesi, çareyi onu üç defa tekrarlamakta bulur. Bu suretle daha geniş bir halk tabakasının törene katılımı sağlanmış olacak, gösterilen fevkâlade arzu kısmen de olsa tatmin edilecektir.
Asıl tören ertesi günü yapılır. Zira o gün, yüce Mevlânâ’nın fâni âlemden bekâ âlemine intikalinin 681 inci yılıdır. 17 Aralık Cuma günü akşam saat 20.30’da Şahin Sineması tıklım tıklım dolmuştur. Bu töreni, Ankara radyosunun naklen vermesi kararlaştırılmıştır. Törende aynı zamanda devlet adamlarımız da bulunmaktadır. 16 Aralık akşamı tören bir gece sonra da tekrarlandığı için biz sadece 17 Aralık Cuma günü yapılan törenin programını vermekle yetineceğiz.
O akşam, Konya tarihî günlerden birini yaşar. Tören tam saatinde başlar. Törende Ziraat Vekili Nedim Ökmen, Büyük Millet Meclisi Vekillerinden Fikri Apaydın, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın eşi Reşide Bayar, Başvekil Adnan Menderes’in refikası Berrin Menderes de hazır bulunmuşlardır. Yine Mısır Büyükelçisi Ekselans İbrahim Akif Elalüsive, Libya Büyükelçisi Ekselans Ali Esad Ecarbi ve bazı devlet temsilcileri, tanınmış ilim ve fikir adamlarımız da konuklar arasındadır.
İlk olarak Belediye Reisi İbrahim Aşçıgil açılış konuşmasını yapmış, müteakiben Dr. Hulki Âmil Keymen, Mevlânâ’nın hayatından bahsetmiştir. Sabri Özlü tarafından naat-ı şerif okunmuş, Ruşen Ferit Kam da Mevlevî musikisi hakkında izahat vermiştir. Hayri Tümer’in ney taksiminden sonra Yusuf Paşanın segâh peşrevi çalınmıştır. Hüzzam ayini ( Birinci Selâm ve Zehi Aşk Yürük) semadan sonra Refik Ahmet Sevengil, Mevlânâ’nın fikir ve sanat hayatımızdaki yerini anlatmıştır. Tanınmış kadın şair ve yazarlarımızdan Nezihe Araz, Mevlânâ hakkında bir şiirini okumuş, Millî Türk Talebe Birliği Ankara Üniversitesi Korosu Sadi Hoşses idaresinde ferahfeza makamlarında Mevlevî musikisinden örnekler takdim etmişlerdir. 15 dakikalık istirahattan sonra programın ikinci kısmına geçilmiştir. Edebiyat ve ilâhiyat doktoru Prof. Anne Marie Schimmel, “Garpta Mevlânâ Görüşü” konulu Türkçe olarak çok güzel ve etkili bir konuşma yapmıştır. Ulvi Erguner tarafından ney taksimi geçilmiş, Neyzen Emin Dedenin Suzinâk ayin-i şerifinden (Birinci ve ikinci selâmlardan) sonra üstat Halil Can’ın ney taksimi dinlenilmiştir.
Muhittin Celâl Duru, Mevlânâ tefekkür sisteminin Şark ve Garptaki tesirlerini anlattıktan sonra musiki tekrar başlamıştır. Bu arada Cüneyt Orhon tarafından kemençe ile saba taksimi yapılmıştır. Afyon ve Konya heyetlerinin katılımıyla oluşan mutribi müteakip İsmail Dedenin sababuselik ayinine geçilmiştir. Muhlis Koner, Mevlânâ ve tasavvuf hakkında konuşmuş, kapanış musikisi ile programa son verilmiştir. Kapanış musikisine bütün gruplar iştirak etmiştir.
Diğer yandan gelecek nesiller için tarihî bir belge yerine geçsin diye sema ayini, Maarif Vekâletince renkli olarak filme aldırılacağı haberi yayılmış ve 18 Aralık 1954 günü saat 14:00’de Mevlânâ Müzesi’nde hayatta kalan son Mevlevîlerin katılmasıyla böyle bir gösterinin yapılacağı duyurulmuştur. 40
Aslında bu film olayı kolay olmamıştır. Mevlânâ İhtifali Tertip Komitesi 1954 yılında yaptığı toplantıların birinde, o yıl Mevlevî semaının filme alınması ya da Mevlevî semaı için bir film hazırlanmasının üzerinde durulmuş ve Mevlânâ’nın 681. Ölüm Yıldönümü programını hazırlamaya koyulmuştur. Vali Yardımcısı Cemal Göktan’ın başkanlığında, Milletvekili Rüştü Özal, Belediye Reisi İbrahim Aşçıgil, Dr. Hulki Âmil Keymen, Muhlis Koner, Maarif Müdürü Nazım Esen, Lise Müdürü İbrahim Cengiz, Müze Müdür Vekili Mehmet Önder, Gazeteci Sofu Tuğrul, Öğretmen Memduh Yavuz Süslü ve Necati Elgin, Belediye Turizm Bürosu Şefi Celâleddin Kişmir, Yüksek Kimya Mühendisi Feyzi Halıcı’dan oluşan heyet, Belediye’de bir toplantı daha yaparak program üzerinde müzakerede bulunmuşlardır. Bu toplantıda bilhassa milletvekillerimizin törenlerin tertip ve filme alınması hususunda yardımcı olmaları istenilmiş ve kendilerine davet mektupları yazılmıştır.41 Bu girişimler netice vermiş, sema ayini gösterisi Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğünce renkli olarak 18 Aralık 1954 Cumartesi günü filme alınmıştır. Ankara ve İstanbul Radyoları sanatkârlarının iştirakiyle yapılan ayin gösterisine eski Yenikapı Mevlevîhanesi şeyhi başkanlığında 23 Mevlevî görev üstlenmiştir. Mahalli renk ve havayı tam manasıyla vermesini bilen sanatkârlar tarafından başarılan bu iş, Konya’yı tanıtma yönünden çok başarılı bir adım olmuştur. 42
1954 yılındaki törenleri, Türkiye Radyoları yayınlamak istemiştir. Bu yolda da çeşitli hazırlıklara girişilmişse de Şahin Sineması’nda yapılan törenler, bazı teknik sebepler yüzünden naklen radyolarımızdan yayınlanamamıştır. Bunun yerine o sırada şehrimizde bulunan Ankara Radyosu Program Müdürü Refik Ahmet Sevengil başkanlığındaki heyet, törenleri banda almışlardır. Spikerliğini Ankara radyosundan Mukaddes Gözaydın üstlenmiş, törendeki programa dikkat edilmemiş, program dışı konuşmalara yer verilmiş ve şiirler okunmuştur. 18 Aralık 1954 Cumartesi günü akşamı saat 21:30’da band yayını gerçekleştirilmiş fakat şiir ve konuşmaların hemen hemen tamamı çıkarılmış, bol bol musiki dinletilmiştir. 43
1954 yılı törenlerinde bazı aksaklıklar yaşanmıştır. Eski Belediye Başkanı ve Mevlânâ törenlerinin düzenlenmesinde eskiden beri çok emeği geçen Muhlis Koner, gördüğü aksaklıkları yazmadan duramamıştır. Muhlis Koner’e göre o yılın törenleri bir mektep müsameresine benzemiştir. O, törenlerdeki aksaklıkları iki temel noktada toplamıştır:
İlki program harici konuşmalar, hitabeler yapılmış olması ve şiirler okunmasıdır. Eğer böyle program dışı konuşmalar yapılacak ise o zaman programa ihtiyaç yoktur. Programın uygulanmaması laübaliliktir, birtakım aksaklıklar meydana getirmiştir ve dedikodulara sebep olmuştur. Sözgelişi Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlânâ konusunda en uygun isimdir, en yetkili kişilerden birisidir. Ama başta davet olunmamış, sonra neden davet edilmiştin? Burasını anlamak ve çözmek mümkün değildir.
İkincisi konuşmaların ve müziğin banda alınma meselesinde hata yapılmıştır. İhtifal konuşmaları ve müzik aynı zamanda radyo ile neşredilecektir. Fakat bazı teknik sebeplerle buna imkân bulunamamış ve banda alınıp ertesi günü neşredilmesi kararlaştırılmıştır. Ertesi günü görülmüştür ki radyoda yalnız Refik Ahmet Sevengil’in konuşması vardır. Bu zatın radyo konuşmaları güzeldir. Kendisi folklor ve tiyatro sahasında da başarılı çalışmalar yapmıştır. Ama Mevlânâ’nın hayat ve eserleri ile bilhassa tasavvufla uğraşmamıştır. Şimdiye kadar da bu yolda araştırma ve incelemelerine rastlanmamıştır. Refik Ahmet Sevengil’in radyo program müdürü ve sesinin radyofonik olması herhalde buna etki etmiştir. Sebep bu olsa gerektir. 44
1955 yılındaki törenlerin daha görkemli olması için çalışılır. Mevlânâ’nın 682. Ölüm Yıldönümü için filme alınan sema gösterisi ile ilgili hazırlıklar sürdürülür. Basın ve Yayın Umum Müdürlüğünce 2800 metre tutan ve iki saat devam edecek olan bu filmin tarihî açıklamalarını yapmak üzere Konya Müzeleri Müdürü Mehmet Önder, Vekâletçe Ankara’ya çağrılır ve filmin açıklamalarına, seslendirmelerine başlanılır. Filmin musiki kısmını radyoevi sanatkârlarından Neyzen Halil Can ve Hayri Tümer hazırlar. Müze Müdürü Mehmet Önder, bu vesileyle gittiği Ankara’da bir hafta kalacak ve film biter bitmez Basın Yayın Umum Müdürlüğü tarafından görevinin başına dönmesi sağlanacaktır. 45
1955 yılındaki törenler için hazırlıklar çok önceden başlamıştır. Zamanla bu hazırlıklar iyice ilerlemiş ve ihtifal programı çok geniş tutulmamakla birlikte canlı ve güzel geçmesi için her türlü gayret sarf edilmiştir. Üç gün devam edecek programda vazife alacaklarla temasa geçilmiş ve törenlere kimlerin katılacağı belirlenmiştir. Törenlerde Mevlânâ sevgisi ve aşkıyle tanınmış kıymetli kadın yazarlar ve profesörler arasında İlahiyat Fakültesi profesörlerinden Anne Marie Schimmel, Dil- Tarih ve Coğrafya Fakültesi Farsça Bölümü doçenti ve Fîhi- Ma-Fîh mütercimi Meliha Tarikâhya, Avrupa’da bilhassa Danimarka’da vermiş olduğu konferanslarla dikkati çeken ve kraliçe tarafından kendisine özel bir ilgi gösterilen Sofi Huri, yine tanınmış kadın romancılarımızdan Samiha Ayverdi, bulunmak üzere davet edilmişlerdir. Ayrıca İstanbul’dan Halil Can riyasetinde bir mutrib heyeti, Ankara’dan da Hayri Tümer, Nazmi Ulusemre musiki heyetlerinin de törende yer alması kararlaştırılmıştır. 46
Mevlânâ İhtifali Tertip Komitesi, 23 Kasım 1955 Çarşamba günü saat 14:30’da yeni Belediye Başkanı Nazif Tahralı’nın başkanlığında ikinci toplantısını yapar ve ilk toplantıda alınan kararların uygulanmasıyla ilgili gelişmeleri gözden geçirir ve ihtifal programına son şeklini verir. Bu arada ihtifalde konuşma yapacakların yanında mutrib heyetlerini belirlemeye çalışır. Buna göre İstanbul’dan gelecek heyette, Neyzen Halil Can’dan başka Hafız ve Neyzen Sadettin Heper, Hafız Şakir Efendi, Hafız Kâni Karaca, Neyzen Niyazi Sayın, Neyzen Ulvi Erguner, ayinhan Doktor Alâeddin Yavaşça da bulunacaktır.47 Bunlara ek olarak da Ankara’dan Neyzen Hayri Tümer, Neyzen Selâhattin Bertuğ ve arkadaşları törenlere katılacak ve böylece toplam beş ney, bir kemençe ve üç kudüm ve beş ayinhanla tören yürütülecektir. 48
Öte yandan tertip komitesi, yüce Mevlânâ’yı dört ayrı törenle anmayı kararlaştırmıştır. Bu yolla izdihamı kısmen de olsa önleyebilmeyi düşünmüştür. Dört törenin programı da aynı olacak ve bir yıl önce çekilen film de gösterilecektir.İlk tören 16 Aralık günü saat 14:00’te Şahin Sinemasında yapılacak ve bu töreni öğretmenlerle öğrenciler izleyeceklerdir. Son geceki törene ise, Ankara’dan gelen davetliler alınacaktır. Aynı akşam Belediye Sineması’ndaki töreni, davetiye sahipleri izleme imkânı bulacaklardır. Davetiye işiyle meşgul olmak üzere özel bir komisyon kurulmuştur. Tören hakkında temaslarda bulunmak üzere o sıralarda Ankara’ya giden heyet başkanı Nafiz Tahralı, basın mensuplarına Ankara’dan gelecek davetlilerin organizasyonuyla doğrudan doğruya Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğünün ilgileneceğini söylemiştir.49
1955 yılın konuşmaları davetlileri sıkmamak için kısa tutulmuştur. İlk olarak Belediye Başkanı Nafiz Tahralı, kısa bir konuşma yapacak, bilâhare yine kısa olmak kaydıyla ahfad-ı Mevlânâ adına Dr. Hulki Âmil Keymen, Müze Müdürü sıfatıyla Mehmet Önder sırayla konuşacaklardır. Diğer konuşmalar da hesap edilmiş, kaçar dakika konuşacakları belirlenmiştir. Gece yapılacak ihtifaller saat 20:30’da başlayacak ve 24:00’te sona erecektir.
Diğer taraftan komite üyeleri aralarında görev bölümü yapmışlardır. Buna göre Şahin Sineması’ndaki ihtifalin spikerliğini Kemal Or, Belediye Sineması’ndaki ihtifalin spikerliğini ise Namık Ayas üstlenmiştir. Sahne müdürlüklerine Feyzi Halıcı, Necati Elgin seçilmişlerdir. Teşrifat işi, öğretmenlere verilmiştir. Emniyet Müdürlüğü de her türlü emniyet tedbirini alacak ve Belediye Zabıtası da onlara yardımcı olacaktır. Yine ihtifalden iki gün önce Belediye’de özel bir büro meydana getirilecek ve her türlü müracaat bu büroya yapılacaktır. Büroda Dr. Fethi Ferit Uğur, Celâleddin Kişmir ve A. Rıdvan Bülbül çalışacaklardır. İhtifalde hazır bulunmak üzere Cumhurbaşkanının Konya’ya geleceğine ilişkin verilen haber, şehirde sevinç uyandırmıştır. 50
Hemen belirtelim ki 17 Aralık 1955 Cumartesi günü , Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin ölüm yıldönümü münasebetiyle İstanbul Radyosu da bir program hazırlamıştır. Bu program söz konusu tarihte ve